Savaş gerekçelerine güçlü şekilde inanmayan kişilerin savaş şoku yaşayabileceğini belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ben şu gerekçelerle savaşıyorum diyen ve buna inanan kişide savaş şoku olmuyor. Şehitlik duygusu bunu sağlıyor bize” dedi. Tarhan Habertürk Tv'de yayınlanan Oylum Talu ile Burası Haftasonu programında değerlendirdi.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, savaş psikolojisinin birey üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

SAVAŞ ŞOKUNDA BEYİN KENDİNİ BLOKE EDİYOR

Savaşların özellikle savaşın içerisinde bulunan bazı askerler üzerinde “savaş şoku” etkisine sebep olduğunu ve bu konuda profesyonel desteğin önemine belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2. Dünya Savaşı’nda savaş zayiatlarının beşte birinin savaş şokundan olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Silahlı kuvvetlerdeki sıhhiye taburlarında ayırma bölükleri ve sıhhiye taburlarında psikiyatri kadrosu vardır. Savaş şoku ile mücadele için konulmuştur. Kişinin savaş stres tepkisi akut stres tepkisidir. Nasıl korkunca kolumuzu bloke eder oynatmayız, kişi de beyinde aşırı stres hormonu salgılayınca beyin kendini bloke ediyor. Bütün duyulara kapatıyor kendini, beş duyuya bile kapatıyor” dedi.

ŞOK ANINDA BEYİNDE KOGNİTİF KÖRLÜK MEYDANA GELİYOR

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, büyük travmaların yaşandığı Marmara depremini örnek verdi. Zamanında ve doğru müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Marmara depreminde insanlar ekmek yemiyordu, dolaşıyordu, acıkmıyorlardı. Bu olaylarda beyinde o anda kognitif körlük dediğimiz bir durum oluşuyor ve kişiler hiçbir şey göremez halde hareket ediyor. Beyin aşırı stres hormonu salgılıyor ve o anda enerji akışı duruyor. Eğer burada doğru müdahale edilirse kişi hemen sessiz bir ortama alınır, anti-stres bir ilaç verilirse birkaç saat içerisinde açılır” şeklinde konuştu.

KİŞİ SAVAŞA GÜÇLÜ GEREKÇELERLE İNANMAMIŞSA, SAVAŞ ŞOKUNA GİRİYOR

Savaş gerekçelerine güçlü şekilde inanmayan kişilerin şoka sürüklenebileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Eğer bir insan savaşa güçlü gerekçelerle inanmamışsa ‘Ben şu gerekçelerle savaşıyorum’ diye inanırsa savaş şoku olmuyor. Mesela şehitlik duygusu bunu sağlıyor bize. Askerlikte ‘Kendi hayatın tehlikeye giriyorsa bırakmayacaksın devam edeceksin’ diye eğitim alıyor asker” diye konuştu.

ÇOCUKLARIMIZI BİR SERA ÇİÇEĞİ GİBİ BÜYÜTMEYECEĞİZ

Savaş durumunun çocuklara aktarılmasında genellikle hata yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Gerçekleri örtmek gibi, hemen televizyonu kapatmak gibi, hiç haber seyrettirmemek gibi, bunlar son derece sakıncalı. Çocuğumuzu bir sera çiçeği gibi büyütmeyeceğiz. Çocuk anne ve babanın tepkisine göre kendini güvende veya güvensiz hisseder. Anne-baba kaygılıysa, savaştan dolayı, örneğin; ‘Gideceğiz, taşınıyoruz, yandık, öldük, mahvolduk’ diyorsa, çocuk o zaman korkar. Anne-baba böyle durumlarda bu olayı yorumlarken, analiz ederken çocuğa büyük insan gibi konuşacak ama büyük insan davranışı beklemeyecek” dedi.