Öfkeyle başlayan bir başarı öyküsü

Prof. Dr. Adnan Ziyalar, mesleki hayattaki başarısını, büyük öfkeye ve hırsa bağlıyor.

Öfkeyle başlayan bir başarı öyküsü

Prof. Dr. Adnan Ziyalar, mesleki hayattaki başarısını, büyük öfkeye ve hırsa bağlıyor.

Haber2Yugoslavya'da doğup, ailesinin sırf kendisini okutmak için İstanbul'a göçtüğü Prof. Dr. Adnan Ziyalar, mesleki hayattaki başarısını, Yugoslavya'daki ikinci sınıf vatandaş kabul edilmesinden kaynaklanan büyük öfkeye ve hırsa bağlıyor. Meslek hayatınız ne zaman başladınız ? O yıllarda psikiyatri mesleğini tercih etmenizde ne gibi etmenler rol aldı? Mesleğimi tercih etmemde annem ve babamın ilgileri kesinlikle çok rol oynadı. İmtihanlara girdim ve mimari bölümünü kazandım. Sonra güzel sanatlara akademisyen geldi. Oraya da müracaat ettim. O zaman öyleydi, böyle genel imtihanlar yoktu. Anne ve babanızın mesleği neydi? Babam eğitimini Yugoslavya'da tamamladı. Annem için ise durum farklıydı. O zaman Türklere hiç eğitim şansı verilmiyordu. Kaç kardeşsiniz? 3 kardeşiz. Aralarında en büyüğü benim. O zamanlar para da yoktu. Bu benim çok hassas olduğum bir hikâyedir, anlatmama izin verin. Yugoslavya'da evimizin karşısında bir hastane vardı. Hastanede de Simo adında bir diş hekimi vardı, başhekimdi. Onun da Niko adında bir oğlu vardı. Niko ile ben aynı yaştaydım. Her gün hastanenin bahçesinde oynuyordum. Bir gün yine gittiğimde bahçe boştu. "Simo!" dedim. "Oynayacağım ama Niko yok." Gözleri doldu, "Artık Niko ile oynayamayacaksın. Niko okula başladı" dedi. Bir şey söylemedim ve ağlamaya başladım. Babam neden ağladığımı sordu. "Niko okula başlamış" dedim. Babam sustu ama çok üzüldü ve şunu söyledi; "Biz de Türkiye'ye gideriz Adnan. Atatürk'ün Türkiye’sine." İşte bu iki cümle benim hayatımın dönüm noktasıdır. Biz beş gün sonra Türkiye'deydik. Babam, annem, 2 büyük annem, 2 halam... Toplam 8 kişi tek odalı bir kulübeye geldik, İstanbul'a. Bizim Yugoslavya'daki evimiz 16 odalı koskoca bir konaktı. Babam onların hepsini bıraktı. Tek çocukları okusun diye Türkiye'ye geldi. Benim içimde korkunç bir öfke başladı. Acayip inanılmaz bir öfke! Neden ben okuyamıyorum? Neden beni Yugoslavya'da okula almadılar? Atatürk'ün Türkiye’sinde okuyacağım ve hiç kimse beni geçemeyecek. "Hiç kimse beni geçemeyecek" cümlesindeki öfke hayatım boyunca, bu yaşıma kadar sürdü. Buna öfke mi yoksa hırs mı diyelim? Ben buna hem öfke, hem de hırs diyorum. Yani motivasyon. Durmadan okuyacağım, durmadan çalışacağım, bütün rakiplerimi geçeceğim. Bu hâlâ devam ediyor. Nasıl bir şey bu? Psikiyatrik bir açıklaması var mı? Psikiyatrik bir açıklaması yok. Aşağılanma duygusu, ikinci insansınız! İkinci insan olmak korkunç bir şey. Bu bende motivasyon başlattı. Bir yılgınlığa sebep vermedi. Babam evlatları okusun diye malını mülkünü, her şeyini bırakıp Türkiye'ye geldi. Sonra ilkokulda, ortaokulda, lisede ve üniversitede her zaman en iyiler arasındaydım. Babam elbiseler tasarlar, kalfalar da dikerlerdi. Arkadaşım Niko'yu aramaya çıktım. Almanya'ya gittim, bulamadım. O gün bu gündür arıyorum hâlâ bulamadım. Sevgi gönülden bağlanmadır. Aşkı sevmem. Tıp fakültesini neden seçtiniz? Tesadüf. Bence özellikle kız çocukları okutulmalı, doğudan göçen aileler de çocuklarını okutmalılar. Kız kardeşim de, erkek kardeşim de burada doğdular. Kız kardeşim kimyager, erkek kardeşim veteriner ve kızım çocuk istismarı konusunda uzman. Hepsi hayattalar. Daha önce nöroloji ve psikiyatri beraberdi, daha sonra dallara ayrıldı. Bundan bahseder misiniz? Ben Freud'u senelerce hiç sevmedim. Yaklaşımını bilimsellikten kaçış olarak değerlendiriyordum. Sonra bir gün Nietzsche'nin kitaplarını okudum. Freud'u iyi yazmış biridir. Freud'un hayatını okudum. Sabah erken kalkıyor ve Viyana'daki fakir hastaları dolaşıyor. Bir kuruş para almıyor. Üstelik çantasında taşıdığı ilaçları da veriyor. Öğleden sonra çocuklarıyla öğle yemeğini yiyor. Sonra Viyana'nın varlıklı hastalarına bakıyor. Bruer'le hem çatışıyorlar, hem de birbirlerinden ayrılamıyorlar. Freud'un bu yaklaşımlarını öğrenince kendisini çok sevdim. 1910 Rüyalar Kitabı'nı aldım ve kaç kere okudum. Bilimselliğe uygun değildi. Cinsellik konusundaki teorisine ne diyorsunuz? Cinsellikle ilgili koca bir kitap yazdım. Yazdıktan sonra Freud'un o dönemden hiç anlamadığını anladım. Psikoseksüel dönemlerden bahsediyor. Fakat hiç anlamamış. Sizin kitabınızda Freud'u çürütücü ya da savunucu bir şeyler var mı? Arada ince dokundurmalar yaptım. Bir gün derste öğrencilerime Freud' u anlatırken, herkes sapık diye adlandırmıştı. Siz ne düşünüyorsunuz? Sapık değil 5 tane çocuğu var. Çok dürüst bir adam olduğunu anladım. Günümüzdeki psikiyatrist ve psikologlara ne gibi önerilerde bulunursunuz? Ben erkek kadın ayırmıyorum. Herkes eşittir. Gençler, çok rahat konuşup kendilerini ifade etmeliler. Kalabalık içindeki davranışlar tamamen sosyal davranışlardır ve bu görüşün adı hümanistik psikolojisidir (hümanizm). İnsan kavramı üzerinde düşünülmeli. Bu eğitimi aldım ama bu eğitimin insancıl tarafları nelerdir? Cinsiyet ayrımı bırakılmalı. Meslek hayatınızda hiç unutamadığınız anılarınız ya da hatıralarınız var mı? Bir gün çalıştığım hastaneye çuvalın içinde bir hasta getirdiler. Açtık baktık içinde bir kadın. Bir deri bir kemik: Anorexia Nervosa. "Adnan bey bir hasta geldi. Çok zor bir hasta yatırmama izin verir misiniz?" dedi. "Ne demek sen doktor değil misin? Hemen yatır hatta bütün tedavilerini biz karşılarız" dedim. 33 kilo geldi. 67 kilo çıktı. 7-8 ay boyunca kocası görmeye hiç gelmedi. Hasta buna çok sinirlendi. 7 aydır eşini görmeye gelmeyen kişiyi ben koca saymam. Ay sonunda geldi. "Karına sahip çık, ölümcül hastalığı var. Sürekli burada olmalıydın, ilgilenmeliydin." dedim. Ağlayarak gitti. Hasta ile ilgilendim. Elimden geleni yaptım ve bu kız 9 ay sonra konuştu. Bu benim hayatımda hiç unutmadığım bir anıdır. 46 yıl geçmesine rağmen hala aklımdadır. Yıllar sonra o hastam beni aradı. Hâlâ da arar. İşte doktorluk budur.

PROF. DR. ADNAN ZİYALAR KİMDİR?

Prof.  Dr. Adnan Ziyalar 1932 yılında Yugoslavya'nın Kalkandelen kasabasında doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı ve 1950-56 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden tıp doktoru olarak mezun oldu. 1963 yılında Çapa Tıp Fakültesinden Nöropsikiyatri dalından uzmanlık diplomasını aldı ve eğitiminin bundan sonraki bölümünü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde devam ettirerek 1968 yılında doçent ve 1973 yılında profesörlüğe yükselmiştir. 2001 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. Halen çalışmalarına evinde devam ediyor. İlgi alanları, konuşma ve düşünce bozuklukları, alkol ve uyuşturucu maddeler ve sosyal psikiyatri konularıdır. Yayınlanmış kitapları arasında Anorexia Nevrosa, Sosyal Psikiyatri, Psikiyatri Lugatı, Psikiyatrik Semioloji, Dilimiz ve Düşüncemiz, Cinsel Davranış Bozuklukları ve gerçek hayat hikayelerini anlatan 'Sokma Akıl Para Etmez' adlı anı kitabı var. Halen hücre biyolojisi ve insanın evrensel gelişimini inceleyen bir kitap üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Prof. Dr. Adnan Ziyalar Cerrahpaşa Tıp Fakültesindeki 41 yıllık hocalık ve hekimlik yaşamının yanısıra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Ana Bilim Dalı'nda 17 yıl boyunca 'Adli Psikoloji ve Adli Psikiyatri' konularında ders verdi ve Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi'nde 25 yıl süreyle uzman hekim olarak görev yaptı. Prof. Dr. Adnan Ziyalar bunların dışında çok sayıda bilimsel makale, araştırma yazısı ve derleme yazıları da kaleme aldı. İngilizce ve Almanca biliyor. Evli, iki çocuk ve bir torun sahibi. Santranç Federasyonu'nda hizmet etmiştir. Milli Takımı tutar. Hipnozla ilgilendiğinizi biliyorum. Hipnozun beyne ve insan davranışına ne gibi etkileri vardır? Plasebo gibi. Bana gerçek bilimsel bir yaklaşım gibi gelmedi. Etkilenen hastalar var ama bana öyle gelmedi. Bazı hastalar cevap veriyor. İnsan beyninin anatomik olarak ne kadar olduğu anlaşıldı. Felsefik olarak hala çözülemedi. Gizemini ne kadar koruyacak? Neden? Çözülmesi bize psikolojik olarak ne getirecek? Kitabımda bu konuya değindim. Tamamen insanla ilgili yazdım; 4 molekül var, 3'ü çözüldü, 1'i çözülemedi. Bu çözülürse insanın gizemi ortaya çıkacak. Tanrı' nın amacının tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Çözmek bize ne sağlayacak? Kalite sağlayacak ve elde edilen malzemenin bilançosunu hazırlayacak. Her türlü ahlaki değerlerin kaybedilmesi, bunları önleyen bir yol olacak. Aslında Tanrı insanı gözden çıkardı. İnsani değerlerin bu denli bozulması bunu göstermiyor mu ? PSİKOHAYAT DERGİSİ / Uzm. Psk. Necmettin GÜRSOY

Etiketler: psikoloji psikolog öfke nöroloji necmettin gürsoy


BİLGİ PARKI
ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ TV
VİDEOLAR
  • Şizofreni nasıl anlaşılır? Mevsimsel geçişler tetikliyor mu?
    20 Mayıs 2019, 13:41
  • Şizofreni belirtileri neler? Tedavisi var mı?
    20 Mayıs 2019, 10:45
  • Bağımlılık hakkında her şey...
    20 Mayıs 2019, 08:45
  • İnsanı insan yapan nedir? İnsan ne için yaşar?
    17 Mayıs 2019, 09:11
левитра 40

В интеренете нашел нужный веб портал , он описывает в статьях про Тренболон энантат https://danabol-in.com
еще по теме chemtest.com.ua